Diyalektigin İncelenmesi
Diyalektigin İncelenmesi
Heraklitos soyle diyordu : hicbir sey hareketsiz degildir, her sey akar, ayni irmakta iki kez yikanilmaz, cunku irmak ardarda gelen iki an icinde asla ayni irmak degildir.. Bir andan otekine degismistir; baska olmustur.
Heraklitos, ilk olarak, hareketi degismeye aciklamaya calisir ve seylerin evriminin nedenlerini celiskide gorur.
Ilk filozoflarin anlayislari dogruydu, ama genede bu anlayislar birakildi, cunku bu anlayislari onsel (a priorz) olarak formule etmekle haksiz bir duruma dusuyorlardi; bir baska deyisle, bu cagin bilimlerinin durumu, onlarin ileri surdukleri fikirleri tanimlamaya elverisli degildi. Ote yandan diyaelektigin acilip gelismesi icin zorunlu bir toplumsal kosullar henuz gerceklesmemisti.
Diyalektigin, 19. yuzyilda dogrulugunu tanitlamaya (toplumsal ve dusunme duzeyi bakimindan)olanak veren kosullar gerceklesecektir ancak.
Onceleri diyalektik, tartisma bilimi, tartisma sanati anlamindaydi. Platon’a gore diyalektik, bir fikir yada bir ilkeden, icinde tasidigi butun olumlu yada olumsuz sonuclari cikarma sanati, daha sonralari diyalektik anlami, ardarda gelen asamalarla duyulabilir verilerden seylerin fikirlerine, sonsuz ve degismez ilkelerine dogru ve bunlarin ilki olan iyi fikrine dogru cikan dusuncenin, mantikli ve yukselen yuruyusudur. Yine Platon’a gore fikirler, gercek adina yakisir tek gercek olduklarindan, bu ad, fikirlerin diyalektigi ya da bilimi, sonunda da bilimin kendisi olmaya basladi.
Hegel’de diyalektik, mutlak fikre kadar, ardarda gelen tez, antitez, sentez asamalari arasindan gecen firkin asamasidir..
Marx’ta ve marksistlerde diyalektik, artik firkin hareketi degil, ama seylerin kendilerinin celiskileri arasinda gecen harekttir; aklin haraketi ise, bunun bilicli bir ifadesinden baska bir sey degildir.
Diyelektikten, bazen, gizem yada karmasik bir sey gibi sozedilir bazen. Diyalektik iyi bilinmedigi icin, siradan konusmalar rahatsiz edicidir cunku yanlislara neden olurlar.
Asil kaynak anlami, diyalektik terimi, yalnizca tartisma sanati demektir, uzun uzun tartisan insan icin kullanildiginda da bu anlam anlasilir; yine sozun anlami genisletilerek, iyi konusan bir insan icin de diyalektikci (diyalektisyen) denir. Diyalektik sozu felsefi anlamda sanilanin tersine, herkesin erisebilesecegi, acik ve gizemsiz bir seydir, zaten, diyalektik herkesce anlasilabilirse de, genede guclukleri vardir ki bu gucluklerin nedenini bilmemiz gerekier..
Manuel isler bazi kisiler icin basit, bazi kisiler icin karisiktir. Mesela bir ambalaj islemi yapmak basittir, diger tarafta bir telsiz aygitini monte etmek, parmaklarda ustalik, duyarlilik ve kivraklik isteyen bir istir. Ellerimiz ve parmaklarimiz, bizim icin is aletleridir. Dusuncede bir is aletidir, parmaklarimiz titizlik isteyen isleri nasil yapamayabiliyorlarsa, beynimiz icinde durum aynidir. Emegin tarihin de insanlar, baslangicta sadece kaba isleri yapmayi biliyorlardi. Bilimlerde ki ilerleme ile daha belirli daha keskin isler yapimina yol acildi.. Dusunce tarihi icinde ayni sey olmustur. Metafizik, parmaklarimiz gibi, ancak kaba hareketleri yapabilme yeteneginde bir dusunce yontemidir(ornegin metafizigin sandiklarini civilemek ya da cekmecelerini cekmek) Diyalektik, bu yontemden ayrilir, cunku cok daha buyuk bir aciklik, incelik saglar ve diyalektik, buyuk bir acikliga, incelige sahip bir dusunce yonteminden baska bir sey degildir. Dusuncenin evrimi de ayni el isinin verimi gibi olmustur. Bunun oykusu de aynidir, bu evrimde de hic bir sir yoktur, her sey aciktir..
Guclukler suradan gelmektedir: 25 yasina kadar sandik civiliyoruz ve sonar, birdenbier, bizi, monte etmek uzere telsiz aygitinin onune koyuyorlar. Elbette cok gucluk cekilir,ellerimiz hantal, parmaklarimiz beceriksiz olacaktir.. ama zamanla yavas yavas kivraklasip isi ogrenecegiz, baslangicta bize cok guc gorunen sonra cok basit gelecektir.. Diyalektik icin de ayni sey. Eski metafizik dusunce yonteminin agirligi ile kafamiz karmasik iken, diyalektik yontemin kivrakligini, inceligini gene hic bir sir hic bir karmasiklik olmadigini gorerek kavramak gerekir.
Nereden dogmustur diyalektik yontem:
Metafizik dunyayi donmus seyler kumesi olarak kabul eder, ama dogaya baktigimiz da, her seyin kimildadigini, her seyin degistigini goruyoruz. Dusunce icinde ayni seyi saptariz. O halde, bu saptamadan, metafizik ileri gercek arasinda bir uyumsuzluk bulundugu sonucu cikar. Bunu icin, yalin bir bicimde tanimlamak ve oz bir fikir vermek icin denilebilir ki: metafizik diyen hareketsizlik demektedir, deyalektik diyen de hareket demektedir. Bizi kusatan her seyde bulunan hareket ve degisim, diyalektigin temelinde yatan seylerdir. Dogayi, insan tarihini ya da kendi oz kafa etkinligimizi dusuncenin incelenmesi altina koydugumuz zaman, bize ilk gorunen sey, hic bir seyin oldugu gibi, oldugu yerde, oldugu bicimde kalmadigi, ama her seyin hareket ettigi, degisikligi, oldugu ve yok oldugu sonsuz ve karsilikli iliskiler ve etkiler birikimi tablosudur..
Engels’in bu anlatimindan sonra, diyalektik bakis acisindan, her seyin degistigini, hicbir seyin oldugu yerde kalmadigini, hicbir seyin nasil ise oyle devam etmedigini, ve bu bakimdan bu gorusun gercekle tam bir uyum icinde bulundugunu goruyoruz. Hicbir sey bulundugu yerde durmaz, bize hareketsiz gorunse bile kimildar; yerin, gunesin cevresindeki hareketiyle birlikte kimildar, yerin kendi ekseni uzerindeki hareketiyle birlikte kimildar. Metafizik ozdeslik ilkesi, bir seyin kendi kendisi olarak kalmasini ister. Oysa biz, tersine, hicbir seyin oldugu gibi kalmadigini goruyoruz. Hep ayni kaliyormusuz gibi bir izlenimimiz vardir bizim, bununla birlikte, Engels bize aynilar farklidirlar diyor. Siz, ozdes oldugumuzu dusunuyoruz, ama daha bunu dusunurken biz degistik bile. Cocuktuk, adam olduk, ve bu adam, fiziksel olarak hic bir zaman ayni kalmaz, gunbe gun yaslanir. Demek ki, elealilarin savunduklari gibi, hareket aldatici gorunus degildir; mademki gercekte, her sey kilimdiyor ve degisir, aldatici gorunus hareketsizliktir.
Tarih de bize seylerin olduklari gibi durmadiklarini tanitliyor. Toplum hicbir zaman hareketsiz degildi. Ilkcagda, once koleci toplum varoldu. Sonra feodal toplum geldi, ardindan kapitalist toplum.. Bu toplumlarin incelenmesi bize yeni bir toplumun dogmasina yol acan ogelerin, bu toplumlarin bagrinda surekli olarak ve yavas yavas gozle gorulmeksizin gelistiklerini gosteriyor. Bunun gibi, kapitalis toplumda her gun degismektedir. Bizim duygularimiz da degisir, bir sempatiden baska bir sey olmayan seyin bir aska donustugunu sonra da bazen bir kin haline geldigini goruruz.
Her yerde, dogada, tarihte, dusuncede gordugumuz sey degisim ve harekettir.iste diyalektik bu saptama ile baslar.
Yunanlilar her yandan degismeyle ve hareketle karsilastirilmasi olgusundan etkilendiler. Diyalektigin babasi denilen Heraklitos, ustte de yazdigimiz gibi, bize ilk olarak diyalektik bir dunya anlayisi getirmistir, yani dunyayi hareket halinde ve donmamis olarak tanimlamistir.. Heraklitos’un gorus tarzi bir yontem haline gelebilir. Bu diyalektik yontem, ancak cok zaman sonra kabul edilebilmistir. Diyalektigin nicin bu kadar uzun zaman metafizik yontemin baskisi altinda kaldigini gormemiz gerekir..
Diyalektik, nicin uzun zaman metafizik yontemin baskisi altinda kaldi?
Diyalektik anlayisin tarihte cok erkenden dogmus oldugunu, ama insanlarin bilgilerinin yetersizliginin metafizik yontemin gelismesine ve diyelektigin onune gecmesine olanak sagladigi biliniyor.
Burda insanlarin buyuk ilgisizliginden dogan idealizm ile diyelektigin yeterince taninmamasindan dogan metafizik anlayis arasinda bir paralellik kurabiliriz. Nicin ve nasil olanakli olabilir?
Insanlar dogayi incelemeye tam bir bilgisizlik icinde basladilar. Saptadiklari olaylari incelemek icin, onlari siniflandirmaya basliyorlar, siniflandirma tarzi bir dusunus aliskanligi yaratiyor. Kategoriler yaparak ve bunlari birbirinden ayirarak aklimiz boyle ayirmalar yapmaya alisiyor ve biz burada metafizik yontemin ilk ozelligini buluyoruz. Su halde metafizik bilimlerin gelismesinde yetersizlikten cikiyor. Daha 150 yil once bilimler birbirlerinden ayrilarak inceleniyordu, ornegin kimya, fizik, biyoloji, kendi baslarina ayri ayri inceleniyordu ve aralarinda hic bir iliski gorulmuyordu. Bu yontem, bilimlerin kendi icinde de uygulaniyordu. Fizik, sesi, isiyi, manyetigi, elektirigi inceliyordu ve bu cesitli olaylar arasinda hicbir iliski olmadigi dusunuluyordu. Iste burda metafizigin, seyler arasindaki iliskilerin taninmamasini, aralarinda ortak bir sey bulunmamasini kabul eden ikinci temel ozelligini iyi goruyoruz..
Ayni sekilde seyleri durgunluk halinde kavramak, hareket halinde kavramaktan cok daha kolaydir. Ornek olarak fotografciligi alalim; goruyoruz ki, ilkin seyler kendi hareketsizlikleri icinde (bu fotograftir) sonra ancak zamanla hareketleri icinde (bu da sinemadir) saptanmaya calisilir. Fotograf ve sinemanin imgesi, bilimlerin ve insan zihninin gelismesinin bir imgesidir. Seyleri, hareket icinde incelemeden once durgun halleriyle inceliyoruz. Peki nicin? Cunku bilinmiyordu, ogrenmek icinde de en kolay bakis acisi secildi. Cunku hareketsiz seyler kavranmasi ve incelenmesi daha kolay seylerdir. Kuskusuz, seyleri durgunluk halinde inceleme, diyalektik dusuncenin zorunlu bir anidir, ama yalniz bir an eksik parcali ve olus halinde ki seylerin incelenmesiyle butunlesmesi gereken bir andir.
Bu anlayis, ornegin biyolojide, zoolojinin ve botanigin incelenmesinde goruyoruz. Cunku bunlar iyi bilinmiyorlardi, onceleri, hayvanlar soy ve tur biciminde siniflandirildi ve aralarina ortak hicbir sey bulunmadigi ve bu durumun her zaman boyle olmus oldugu dusunuluyordu. Saptanimcilik denilen teori buradan gelir. Demekki bu metafizik bir teoridir ve insanlarin bilgisizliginden ileri gelmektedir..
18.yuzyil materyalizmi nicin metafizik?
Mekanikciligin 18. yuzyil materyalizminde cok buyuk bir rol oynadigini ve bu materyalizma cok kez mekanikci materyalizm denildigi biliniyor. Neden boyle oldu? Cunku metaryalist anlayis butun bilimlerin gelismesine baglidir ve bilimler arasinda ilk gelismis olan da mekanik bilimdir. Gunluk dilde mekanik makinelerin incelenmesi, bilimsel dilde ise yer degistirme olarak hareketin incelenmesidir. Mekanik ilk gelisen bilim olmussa bu mekanik hareketin en basit hareket olmasindandir. Agac uzerinde ruzgarda sallanan bir elmanin hareketini incelemek, olgunlasmakta olan bir elmanin icinde olusan degismeyi incelemekten cok daha kolaydir. Ruzgarin elma uzerinde etkisi elmanin olgunlasmasindan cok daha kolaylikla incelenebilir. Ama bu inceleme kismidir ve boyle bir inceleme metafizige kapi acar. Eski Yunanlilar her ne kadar her seyin hereket oldugunu gozledilerse de bu gozlemlerinden yararlanamadilar. Cunku bilgileri yetersizdi. O halde seyler ve olaylar gozleniyor, siniflandiriliyor, yer degistirmenin incelenmesiyle yetiniliyor, bundan da mekanik ortaya cikiyor ve bilim alanlarindaki bilgilerin yetersizligi metafizik anlayisi doguyor. Materyalizmin her zaman bilimler uzerinde kurulu oldugunu biliyouz. Bu cagda butun bilimler arasinda en cok gelismis olan bilim mekanikti. Bunun icin diyecektir Engels, 18.yuzyil materyalizminin metafizik mekanikci bir materyalizm olmasi kacinilmazdi cunku bilimlerde oyleydi. Diyebiliriz ki bu metafizik mekanikci materyalizm materyalistti, cunku felsefenin temel sorusunu birinci etgen maddedir diye yanitliyordu, ama ayni zamanda metafizikti; cunku evreni donmus, kaliplasmis ve mekanik seyler kumesi sayiyordu, cunku her seyi mekanik araligindan goruyor ve inceliyordu.. birgun gelecek arastirmalarin birikimi ile, bilimlerinde hareketsiz olmadiklari saptanacak. Kimyayi fizikten yada biyolojiden ayirdiktan sonra tek baslarina birini ya da otekini incelemenin olanaksiz hale geldiginin farkina varilacaktir. Mesela biyoloji alanina giren sindirimi kimya olmadan incelemek olanaksizdir. 19. yuzyila dogru bilimlerin birbirlerine bagli olduklari anlasilacak ve bunu bilimler icindeki metafizik anlayista bir geri cekilme izleyecektir.cunku doga hakkinda daha derinlestirilmis bilgilere sahip olunacaktir. O zamana kadar fizik olaylari ayri ayri incelenmisti. Ama simdi bu olaylarin ayni nitelikte oldugu kabul edilmek zorunda kaliniyor. Boylece ayri ayri incelenen elektirik ve manyetik bugun bir tek bilim: elektro-manyetik olarak birlestirilmistir. Ses ve isi olaylari incelenirken ayni sekilde her ikisininde ayni nitelikte bir olaydan cikmis oldugunun farkina varildi.
Bir cekicle vurulurken bir ses elde edilir ve bir isi olusturulur. Isiyi olusturan harekettir ve biliyoruz ki ses havanin titresimleridir. Titresimler ise onlarda harekettir, iste yapisi (dogasi) ayni iki olay.
Biyolojide giderek daha inceden inceye titizlikle siniflandirma yaparak oyle turler bulunmustur ki bunlari artik ne bitgisel nede hayvansal olarak siniflandirma olanagi yoktur ve incelemeler hergun daha ileri goturulerek hayvanlarin her zaman ayni olmadiklari sonucuna variliyor. Olgular saptanimciligi ve metafizik zihniyeti mahkum etmistir.
Materyalizmin diyalektik olmasini saglayan simdi gormus oldugumuz bu donusum 19.yuzyilda olmustur.diyalektik gelismeleri sirasinda metafizik anlayistan vazgecen bilimlerin oz eregidir. Materyalizm donusebildi, cunku bilimler degisti. Metafizik bilimlere metefizik materyalizm uygun dusuyordu ve yeni bilimlere yeni bir materyalizm yani diyalektik materyalizm uygun dusuyor.
Diyalektik materyalizmin nasil dogdu, Hegel ve Marx:
Metafizik materyalizmden diyalektik materyalizme donus, birincisi: 18. yuzyilin metafizik materyalizmi vardi. Ikincisi: bilimler degisti, ucuncusu: o donemde Marx ve Hegel geldi. Onlar metafizik materyalizmi ikiye bolduler, metafizigi attilar, materyalizme diyalektigi ekleyerek alikoydular. Seyleri bu bicimde sunma egilimi, seyleri bir sema haline getirerek basitlestirmemizi isteyen metafizik yontemden ileri gelir. Oysa biz tersine surekli olarak gercegin olgularinin hicbir zaman semalastirilmamasin gerektigini aklimizdan cikarmamaliyiz,olgular bize gorunduklerinden ve bizim dusundugumuzden daha karmasiktir. Onun icin metafizik metaryalizmin diyalektik materyalizma donusmesi o kadar basit olmadi.
Diyalektik, gercekte, bilimlerde meydana gelen degismeyi anlamasini bilen idealist Alman filozofu Hegel tarafindan getirildi. Heraklitos’un eski fikrini yeniden ele alarak, bilimsel ilerlemelerin de yardimiyla evrende her seyin hareket ettigini ve degistigini, hic bir seyin ayri tek basina olmadigini her seyin her seye bagli oldugunu saptadi ve boylece diyelektigi yaratti. Hegel’den dolayi, bugun, dunyanin diyalektik hareketinden soz ediyoruz. Hegel’in basta sezdigi sey, dusuncenin haraketidir ve Hegel, buna dogal olarak diyalektik adini vermistir..
Hegel idealisttir, yani ruha birinci derecede onem verir, bu yuzden de o, ozel bir hareket ve degisme anlayisi yaratir. Ruhun degismelerinin, maddede ki degismelerin nedeni oldugunu dusunur. Hegel’e gore, evren maddelesmis fikirdir(idee’dir) ve evrenden once ilkin ruh vardir, evreni bulur. Ozetlersek, Hegel ruhun ve evrenin araliksiz degisme halinde oldugunu saptar, ama bundan maddedeki degismeleri, ruhun degisikliklerinin belirledigi sonucu cikarir. Ornek: mucidin bir fikri vardi, fikrini gerceklestirir, iste bu maddelesim fikir maddede degisiklikler yaratir..
Demek ki Hegel, pekala diyalektikcidir, ama diyalektigi idealizme bagimli kalir. Ve iste bunun uzerine Hegel’in ogretileri olan ama materyalist ogretileri olan ve materyalis olduklarina gore maddeye birinci onem veren Marx ve Engels Hegel’in diyalektiginin dogru ama tersine olumlamalar verdigini dusunurler. Engels bu konuda soyle diyecektir: diyalektik, Hegel ile, tepesi uzerinde duruyordu, onu ayaklari uzerine oturtmak gerekti. Marx ve Engels, Hegel’in tanimladigi bu dusuncenin hareketinin baslangic nedenini, maddi gercege gecirdiler ve Hegel’den ayni terimi alarak, buna, dogal olarak diyalektik dediler..
Onlar Hegel’in dusuncenin ve evrenin araliksiz degisme halinde oldugunu soylemekle hakli oldugunu ama fikirlerdeki degismelerin seylerdeki degismeleri belirlediklerini iddia etmekle yanildigini dusunurler. Tersine bize fikirleri seyler verir ve fikirler seyler degistikleri icin degisir.
Eskiden posta arabasiyla yolculuk edilirdi, simdi trenle yolculuk ediyoruz, bizim trenle yolculuk etme gibi bir fikrimiz oldugu icin degil bu yolculuk araci varoldugu icin yapiyoruz. Bizim fikirlerimiz degismistir, cunku seyler degismistir. O halde, Merx ve Engels’in elinde bir yanda 18.yuzyil Fransiz metaryalizminden gelen metaryalizm ote yanda da Hegel’in diyelektigi vardi ve onlara artik bu ikisini birbirine baglamaktan baska bir sey kalmiyordu demekten kacinmak gerekir. Bu seylerin daha karmasik olduklarini unutan dargoruslu sematik bir anlayis olur, bu metafizik bir anlayistir. Marx ve Engels kuskusuz diyalektigi Hegel’den alacaklar ama onu degistireceklerdir. Materyalizm icinde ayni seyi yapacaklar ve bize diyalektik materyalizmi vereceklerdir.
Diyalektik hareketten ne anlasilir:
Diyalektigin birinci yasasi, hicbir sey oldugu yerde kalmaz, hicbir sey oldugu gibi kalmaz gozlemi ile baslar. Kim ki, diyalektik der hareket demektir. Degisme demektir. Buna gore diyalektigin bakis acisinda yeralmaktan sozedildigi zaman, bu hareketin degismenin bakis acisinda yeralmak demektir: seyleri diyalektige gore incelemek istedigimiz zaman onlari hareketleri icinde degismeleri icinde inceleyecegiz: iste bir elma. Bu elmayi incelemek icin iki yolumuz var. Bunlardan biri metafizik bakis acisidir, oteki ise diyalektik bakis acisidir. Ilk bakista bu meyvenin biciminin ve renginin bir tanimlamasini veririz.
Onun ozelliklerini siralariz, tadindan vs soz ederiz.. sonra elma bir armutla karsilastirilir benzerlikleri ve ayriliklari gorulur ve sonunda bir elma elmadir, bir armut bir armuttur sonucuna cikibiliriz. Eskiden seyler boyle inceleniyordu. Eger elmayi diyalektik acidan incelersek hareket acisindan inceleyecgiz. Ama elmanin yuvarlandigi ve yer degistirdigi zamanki hareketi acisindn degil, onun evriminin hareketi acisinda inceleyacegiz. O zaman gorecegiz ki olgun elma su an ne ise her zaman oyle olmamistir.. Once yesil bir elma idi, cicek olmadan once bir tomurcuktu, boylece elma agacinin ta ilk yaz doneminde ki halina kadar uzanacagiz. Demeki ki elma her zaman bir elma olmadi, elmanin bir tarihi bir gecmisi vardir, ve simdi de oldugu gibi kalmayacaktir. Eger yere duserse curuyecek, ayrisacaktir, cekirdekleri ortaya cikacaktir bu cekirdekler de, isler yolunda giderse, bir filiz sonrada bir agac vereceklerdir. Demek ki elma, elma, oldugu gibi degildi. Hep oldugu gibi kalmayacaktir.
Iste seyleri hareket acisindan incelemek denilen sey budur. Bu seylerin gecmisi ve gelecegi acisindan incelenmesidir. Boyle incelenince elma artik ne oldugu ile ne olacagi arasinda yani gecmis ile gelecek arasinda ancak bir gecis olarak gorulur.
Seylere bu bicimde bakmayi kafalara daha iyi yerlestirebilmek icin iki ornek daha alsak: yeryuzu ve toplum. Metafizik bakis acisindan yeralirsak, yeryuzunun bicimini, butun ayrintilari ile betimleyecegiz. Yuzeyde denizlerin, karalarin, daglarin, bulundugunu saptayacagiz, topragin yapisini inceleyecegiz. Sonar yeryuzunu oteki gezegenlerle yada ay ile karsilastirabilir ve en sonunda su vargiya variriz: yeryuzu, yeryuzudur..
Oysa yeryuzunu diyalektik acidan incelerken, onun her zaman ne ise oyle olmadigini birtakim degisikliklere ugradigini ve bu yuzden, yeryuzunun gelecekte de baska degisikliklere ugrayacagini goruruz. O halde bugun yeryuzunun guncel durumunun, gecmis degismelerle gelecekteki degismeler arasinda bir gecisden baska bir sey olmadigini Kabul etmeliyiz. Bu gecis icinde gerceklesen, olan degismeler, bir elmanin olgunlasmasinda olan, gerceklesen degismelerden cok daha buyuk bir olcude olsalar bile, secilmez fark edilmez degismelerdir.
Marksistlerin toplum ornegi ise: ayni iki yontemi uygularsak: metafizik bakis acisindan bize denecektir ki, zenginler ve yoksullar her zaman oldu. Buyuk bankalarin, fabrikalarin bulundugunu belirtecek. Kapitalist toplumun ayrintili bir betimlemesi verilecek, gecmis toplumlarla( feodal ve koleci toplumlar) benzerlikleri yada ayriliklari arastirilacak, karsilastirilacak ve bize su denecek: kapitalist toplum ne ise odur.
Diyalektik bakis acisindan, kapitalist toplumun, her zaman ne ise olmadigini ogrenecegiz. Eger biz gecmiste bir zaman baska toplumlarinda yasamis oldugunu saptarsak, bunu kapitalist toplumun da, butun oteki toplumlar gibi, sonuncu toplum olmadigi, kapitalist toplumun dokulunmaz bir temeli bulunmadigi, ama bizim icin, tersine, ancak gecici bir gercek oldugu gecmisle gelecek arasinda bir gecisten baska bir sey olmadigi sonucunu cikarmak icin yapacagiz. Bu orneklerle, seylere diyalektin bakis acisindan bakmanin, her seye gecici olarak gecmiste bir tarihi olan ve bu gelecekte de bir tarihi olmasi gereken, bir baslangici olan ve bir sonu olmasi gereken seyler olarak bakmak demek oldugunu goruyoruz.
Diyalektik icin kesin, mutlak, kutsal hicbir sey yoktur.
Diyalektik felsefe karsisinda hicbir sey sonal, mutlak, kutsal degildir. Bu felsefe herseyin gecici karakterini ve her sey deki gecici karakteri ortaya cikarir ve onun karsisinda kesintisiz olus ve yok olus surecinden. Baska hicbir sey yururlukte kalmaz. Iste bu yukarda gormus oldugumuz ve onumuzde inceleyecegimiz seyi belirten bir tanimlamadir. Diyalektik icin kesin hicbir sey yoktur. Bu demektir ki; diyalektige gore her seyin bir gecmisi vardir ve bir gelecegi olacaktir, demek ki her sey bir kez bulundugu yerde her zaman icin kesin olarak bulunmaz ve bugunku o, kesin ve son degildir (elma, yeryuzu, toplum ornkelerinde oldugu gibi) diyalektige gore ne dunyada ne de dunya disinda hicbir guc yoktur ki seyleri kesin, son bicimini almis bir durumda saptayabilsin; o halde, hicbir sey mutlak degildir(mutlak=absolu, hicbir kosula bagli olmayan, dolayisiyla evrensel, bassiz ve sonsuz, etkisiz tam demektir) Hicbir sey kutsal degildir demek, diyalektik her seyi hosgorur, hicbir seye saygisi yoktur demek degildir. Hayir! Kutsal bir sey degismez sayilan, dokunulmamasi, tartisilmamasi gereken ama ancak ululanacak bir sey demektir. Mesela; kapitalist toplum kutsaldir. Peki! Diyalektik diyor ki; hicbir sey hareketten, degismeden, tarihin degisikliklerinden kurtulamaz, kacamaz..
Kalimsizlik, yasla birlikte tukenen anlamina gelen –kaduk- olan, dayaniksiz olan, yipranan, yaslanan ve yokolma zorunda olan bir seydir. Diyalektik, kaduk olan bir seyin artik varlik nedeni olmayan bir sey oldugunu ve her seyin ortadan kalkmak, yokolmak gibi bir yazgisi oldugunu bize gosteriyor. Genc olan yaslanir, bugun yasayan yarin olur ve diyelektige gore, olusun ve gecisin kesintisiz surecinden baska hicbir sey mevcut degildir.
Demek ki; diyalektik gorus acisinda yeralmak, degismeden baska hicbir seyi sonsuz saymamak demektir. Bu ozel hicbir sey olusun disinda sonsuz olmaz demektir. Alman Engels’in tanimlanmasinda sozunu ettigi olus nedir? Gorduk ki; elmanin bir tarihi vardir. Simdi de ornegin, gene bir tarihi olan bir kalemi alalim. Bugun kullanilmis olan bu kalem, yeni idi. Kalemin yapildigi tahta, bir tahta kalastan cikar, bu kalasda bir agactan. O zaman elma da, kalemin de birer tarihleri vardir ve ne biri ne de oteki her zaman ne iseler o olmamislardir. Ve bu iki tarih arasinda, bir farklilik vardir tabi ki.. Yesil elma olgun elma olmustu. Yesil elma olduktan sonra her sey yolunda gittigi taktirde olgun olmayabilir miydi? Hayir, olgunlasmak zorunda idi, nasil ki, yere dustugunde de curumek, ayrismak ve cekirdeklerini birakmak zorundaysa.. fakat kalemin geldigi agac, bir tahta olmayabilirdi ve bu tahta da bir kalem olmayabilirdi. Kalemin kendisi de daima butun, yani yontulmamis kalabilirdi. Simdi bu iki tarih arasinda bir fark oldugunu goruyoruz. Elma icin, olgun elma olan yesil elmadir, eger olaganin disinda bir sey olmazsa elma cicegi elma haline gelmistir. O halde ; veri olan bir asamayi, oteki asama zorunlu olarak, kacinilmaz olarak izler (herhangi bir sey, evrimi durduramazsa)
Kalemin tarihinde ise, tersine. Agac bir tahta kalas, tahta kalas bir kalem, bir kalem de yontulmus bir kalem olmayabilir. Demek ki ; veri olan bir asamayi, oteki asama izlemeyebilir. Eger kalem, butun bu asamalardan geciyorsa, bu yabanci bir mudahale, yani insanin araya girmesi yuzundendir. Elmanin tarihinde ikinci asamanin birinci asamadan ve bunu gibi ciktigi, birbiri ardindan gelen asamalar goruyoruz. Elmanin tarihi, Engels’in sozunu ettigi olusu izliyor. Kalemin tarihin de ise, asamalar, birbirlerinden cikmaksizin yanyana konulurlar. Elma ise dogal bir surec izler..
Bu surec : neden yesil elma oldugu elma olur. Bu olun icinde tasidigi seyden dolayidir. Elmayi olgunlasmaya dogru iten birine zincirleme bagli ic olaylardan dolayidir. Bu olgun elma olmadan once elma oldugu icin ve olgunlasmadan edemeyecegi icindir..
Elma olacak cicek, sonra olgunlasacak. Yesil elma incelendigi zaman elmayi, kendi evrimine iten bu ic zincirleme baglarin otodinamizm(ozgun) denilen guclerin baskisi altinda etkin oldugu gorulur ki, buna kendi varligindan gelen guc denilebilir.
Kalem henuz tahta kalas halinde iken, onu bir kalem haline getirmek uzere insanin ise karismasi gerekli oldu. Cunku tahta kalas hicbir zaman kalem haline donusmezdi. Ic ozgucler, otodinamizm surec olmadi burda. O halde; diyalektik diyen yalnizca hareket demez, ayni zamanda otodinamizm de der.
Demek ki; diyalektik hareketin kendinde sureci ve diyalektik hareketin ozu olan otodinamizmi icerdigini goruyoruz. Her hareket ve her degisme diyalektik degildir. Eger diyalektik bakis acisindan inceleyecegimiz bir pireyi alirsak, diyecegiz ki; o her zaman ne ise o olmadi ve her zaman da ne ise o olmayacak. Ama onu ezersek, kuskusuz pire icin bir degisime olacaktir, ama bu degisme diyalektik bir degismemi olacaktir? Hayir. Biz olmasaydik pire ezilmeyecekti. O halde bu degisme diyalektik bir degisme degil ama mekanik bir degismedir. O zaman diyelaktik bir degismeden soz ettigimiz zaman cok dikkat etmeliyiz. Biz, eger yeryuzu var olmakta devam ederse kapitalist toplumun yerini sosyalist toplumun onun yerinide komunist toplumun alacagini dusunuyoruz. Bu diyalektik bir degisme olacaktir. Ama yeryuzu eger havaya ucarsa kapitalist toplum otodinamik bir degismeyle degil mekanik bir degismeyle ortadan kalkacaktir.
Bir baska fikir duzeni icinde, bir disiplin dogal olmadigi zaman buna mekanik disiplin diyoruz.. ama serbestce Kabul edildigi yani dogal ortamindan geldigi zaman, bu disiplin otodinamik bir disiplindir. Bu kumanda edenlerden baska seflerden gelen bir disiplindir.(o zaman mekanik olmayan otodinamik bir disiplini butun orgutlerin saglamayacagini anliyoruz)
Yani diyalektigi mekanik bir bicimde kullanmaktan kacinmamiz gerekir. Bu da bize metafizik bicimde dusunme aliskanligimizdan gelen bir seydir. Seylerin her zaman ne ise o olmadiklarini bir papagan gibi yinelememek gerekir. Bir diyalektikci bunu soyledigi zaman seylerin daha once ne olmus olduklarini olgular icinde aramalidir. Cunku bunu soylemek uslamlamanin sonu demek degildir. Seylerin daha once ne olduklarini titizlikle gozlemek icin yapilacak incelemelerin baslangicidir..
Marx, Engels ve Lenin kapitalist toplumun kendilerindan once ne oldugu uzerine uzun ve acik incelemeler yaptilar. Diyalektik degisiklikleri saptamak icin en kucuk ayrintilari gozlemlediler. Lenin kapitalist toplumun degismelerini tanimlamak ve elestirmek, emperyalist donemi tahlil etmek icin ayrintili incelemeler yapti ve sayisiz istatistikleri inceledi. Gene otodinamizmden soz ettigimizde onu bir edebi soz haline getirmemeliyiz. Bu sozu bilerek ve onu tumuyle anlayanlar icin kullanmamaliyiz. Son olarak bir seyi incelerken otodinamik degismelerin neler olduklarini gordukten sonar ve hangi deismenin saptandigini soyledikten sonar otodinamik olanin nereden geldigini irdelemeli, arastirmaliyiz.. Bunun icindir ki; diyalektik arastirmalarla ve bilimlerle sikisikiya baglidir.
Diyalektik seyleri incelemeksizin aciklama ve tanima yolu degildir, diyalektik seylerin baslangicini ve sonunu nereden geldiklerini ve nereye gittiklerini arastirirken iyi inceleme ve iyi gozlemler yapma aracidir.
Ve diyalektik tahlil yontemi..
Tahlil yontemi: diyalektik yontemi iyi uygulamak icin cok sey bilmek gerekir ve tahlilini yapacagimiz seyin konusu bilinmiyor bunun inceden inceye arastirilmasi gerekir yoksa basit yargilama karikaturleri yapmaya varilir.. bir kitabin yada bir edebiyat yazisinin diyalektik tahlilinde kullanilmak uzere baska konularada uygulanabilecek bir yontem gosterecegiz.
- ilk tahlil edilecek kitap ya da oykunun icerigine dikkat etmek gerekir. Bu tum toplumsal sorunlardan bagimsiz olarak incelenmelidir. Cunku her sey sinif savasimindan ve ekonomik kosullardan gelmez. Edebiyat iliskin etkiler vardir ve biz bunlari hesaba katmak zorundayiz. Yapitin herhangi bir edebi okuldan olup olmadigi arariz, ideolojilerin ic gelismelerini dikkate almak gerekir. Kolaylik bakimindan tahlil edilecek konunun bir ozetini yapmak ve goze carpan noktalari not etmek iyi olur.
- Sonra olayin kahramanlari olan toplumsal tippler gozonune alinir. Bu tiplerin ait olduklari siniflar aranir. Kisilerin davranisi incelenir ve romanda gecen olaylarin herhangi bir bicimde toplumsal bir gorus acisina baglanip baglanmayacagina bakilir. Bu olanakli degilse, eger bunu yapmak akla uygun gelmiyorsa uydurmaktanda tahlilden vazgecmek daha iyi olur. Hic bir zaman uydurma bir aciklama yapmamalidir.
- Olaylarda hangi sinif yada siniflar oldugu saptandigi zaman ekonomik temeller, yani romanin konusunun gectigi anda uretim araclarinin ve uretim tarzinin neler oldugunu arastirmalidir. Eger, ornegin; olay gunumuzde geciyorsa ekonomi kapitalizmdir. Zamanimizda kapitalizmi elestiren ona karsi savasan cok oyku ve roman gorulmektedir. Ama kapitalizma karsi cikmanin iki bicimi vardir..
1. ileriye donuk devrimci olarak.
2. gecmise donmek isteyen gerici olarak ve cagdas romanlarinda cokca bu bicimle karsilasilmaktadir. Bu romanlarda gecmis zamana ozlem duyulmaktadir.
-Butun bunlari kavradiktan sonra artik ideolojiyi arastirabiliriz. Yani fikirler, duygular nelerdir. Yazarin dusunus bicimi nedir ona bakabiliriz.ideolojiyi arastirirken onun oynadigi rolu ideolojinin bu kitabi okuyanlarin dusuncesi uzerinde yaratacagi etkiyi dusunecegiz.
-Bunun uzerine artik tahlilimizin vardigi sonucu bildirebilir ve falan oykunun yada romanin falan zamanda ne icin yazilmis oldugunu soyleyebiliriz. Kitabin(cogu kez yazarinin bilincine varmadigi) niyetlerini aciga vurabilir duruma gore over yada begenmeyiz. Bu tahlil yonetemi uygulanirken ancak buraya kadar soylediklerimizin tumu animsanirsa iyi bir yontem olabilir. Bunu cok iyi akilda tutmak gerekir ki, diyalektik bize her ne kadar bize yeni seyleri anlama, kavrama bicimi getiriyorsa da gene diyalektik seylerden sozedebilmek ve onlari tahlil edebilmek icin onlarin cok iyi bilinmesini ister.
Yontemimizin ne oldugunu gordukten sonra incelemelerimizde militan yasamimizda veya kisisel yasamimizda seyleri durgun, hareketsiz bir durumda degil ama hareketleri icinde degismeleri icinde, celiskileri icinde ve tarihsel anlamlari icinde gormemiz ve gene seyleri tekyanli degil butun yonleri ile butun gorunumleriyle gormemiz ve incelememiz gerekir. Yani her yerde ve her zaman diyalektik dusunusu uygulamamiz gerekir.
------------------------
Friedrich Engels, Anti-Duhring, Onucuncu bolum, Diyalektik Yadsimanin Yadsinmasi, Ondurduncu Bolum, sonuc 204-223
I.Lenin, Karl Marx-Diyalektik-
Georges Politzer-Baslangic ilkeleri-
19 Mart 2010
...
YAZARLARIMIZ
|
Acemaşiran Ahval |
| Ahmet T. Esin | |
|
The Beatles... |
| Fatma Kermeyan | |
|
Diyalektigin İncelenmesi |
| Sara Brise | |
|
İnsan Neden İnanır ? |
| Sabriye Ayla Özsoy | |
|
İsmail Hakkı Bursevi Hz. |
| Gülay Sema | |
|
Özgeçmişiniz Var mı ? |
| Aras Feyhan | |
|
Merâtib-i sülûk Pdf e-book |
| School Of Sufism | |



